Guilty Pleasures

Çarşamba, Haziran 22, 2016


Sevgili Eylül bir mim başlatmış, guilty pleasure'larımızı sormuş. Yani yapmaktan büyük zevk aldığımız fakat bundan da çok büyük gurur duyduğumuzu söyleyemeyeceğimiz, yaramaz alışkanlıklarımız. Ben de zaman kaybetmeden bu trene atladım ve kendi guilty pleasure'larımı yazdım:

1. Alışveriş

Alışveriş çok geniş bir ifade oldu, tabii ki birçok kişinin sevdiği bir aktivite kendisi. Ama herkesin de bu konudaki yumuşak karnı farklı. Benim ciddi anlamda dayanamadığım, ya da şöyle diyelim, çok zor dayandığım kategoriler şu şekilde: Kırtasiye ürünleri, güneş gözlüğü, kışlık atkı-eldiven-şapka, makyaj malzemeleri, spor ayakkabı, çanta, saat, market alışverişi ve mutfak malzemeleri. Şöyle güzel, döküm bir tavaya kim hayır diyebilir? Ya da Tchibo'nun akıl dolu mutfak gereçlerine? Kabak kalemtraşı mesela, maydonoz makası, muskat rendesi... Öte yandan yepyeni bir spor ayakkabıyı giyince hissedilen o yenilmezlik duygusunu ne yapacağız? Peki ya yeterli sayıda kalem diye bir şey olabilir mi? Tabii ki olamaz. Kalem bu, her an bir ara tona ihtiyacınız olabilir. Market alışverişinden müthiş keyif alanlar da burada mı peki? Mutfak, banyo ve çelik yüzeyler için ayrı ayrı alınan Cif fısfısları. Salça. 4'lü kutuda süt. Tek tek seçilen domatesler. Antibakteriyel sıvı sabun. Yazarken bile keyif alıyorum. Yurtdışına çıkınca ilk olarak süpermarketleri gezen biriyim evet, ama yalnız olmadığımı biliyorum. Daha fazla uzatmayıp bu maddeyi burada bitiriyorum, yoksa bu gidişle yazıyı yarım bırakıp markete gideceğim!

2. Krispy Kreme

2 kelime: YAĞ ve ŞEKER. Ama çok güzel. Çok sık değil, 1-2 ayda bir hatta belki daha da az sıklıkta yesem de, her yiyişimde yaptığımın ne kadar kötü bir şey olduğunu bilerek ve kıs kıs gülerek tüketiyorum kendisini. Favorim içi çikolatalı olan bütün daireler ve üzerinde renkli şekerler olan halkalar. Bu arada donut değil de Krispy Kreme dememin sebepleri var. Donut yemek gibi bir çılgınlık yapılacaksa ritüel Krispy Kreme'den başlar, çünkü bence en lezzetlisi orada!

3. Kötü TV. Çok çok çok kötü TV

Keeping Up with the Kardashians gibi feci reality showlar ve yarışmalar. Gerçekten bu tam bir guilty pleasure değil de nedir? Kardashian'ları eskiden daha çok izliyordum gerçi, ama hala uzaktan da olsa takip ettiğimi kabul ediyorum. Bu maddede kendimi savunmayacağım bile, dilediğiniz gibi eleştirebilirsiniz arkadaşlar.

4. Online window-shopping

Dünyanın her yerinden çeşitli sitelerde ağzına kadar dolu sanal sepetler var. Kimi çiçekli elbiselerle, kimi limited-edition dünya klasikleriyle, kimi organik vanilya çubuğu çeşitleriyle dolu... 70x140 boyunda bağ bahçe illüstrasyonları, neredeyse araba fiyatına satılan efsane bir fotoğraf makinesi, ekose desenli köpek tasmaları... Berlin'de teraslı ve yüksek tavanlı bir altbau apartman dairesi, mint yeşili bir bisiklet, ya da cruise gemisi ile 120 günlük bir dünya turu... Hepsi de benim. Yani en azından sepetler benim. Sanal olarak tabii... O kadar seviyorum ki bunu, hayal kurmanın yarı-somut bir hali gibi çünkü! Önemli olan sepetinizdekileri almak değil de onlar hakkında hayal kurmak oluyor bu noktada. Tabii çıkmaz demeyip şansımızı denemeye ve milli piyango bileti almaya devam; çünkü 120 günlük dünya seyahatinde o çiçekli elbiseyi giyip, bahsi geçen efsane fotoğraf makinesiyle fotoğraf çekmeyi reddedecek değiliz, değil mi?

5. Biriktirilebilen şeyler

Momiji'ler, Funko'lar, küçük plastik figürler... Buzdolabı magnetleri. Kartpostallar. Sticker'lar. Kitap ayraçları. Rozetler. Starbucks bardakları. Üstelik öyle sıradan da olmayacaklar! Yani mesela normalde ne yapılır, seyahate mi çıkıldı, bir magnet alıveririrsin. Asla olmaz! Mutlaka o lokasyonda geçirilen süre boyunca gezilebilecek bütün magnet satış noktaları gezilecek ve en güzeli alınacak (Şansa ilk girilen yerdekini beğenirsem ne ala!). Aynı durum diğerler biriktirilebilirler için de geçerli. Tabii güzellik anlayışı göreceli, ama eğer beğenmezsem kesinlikle alamam, çünkü elimdeki koleksiyonun beni ve benim estetik anlayışımı yansıtması gerekir (küçük tatlı minik takıntılar; merhaba ben Monica Geller). Mesele "hepsini biriktirmek" değil, sadece "en bana uygun olanları" seçmek. (I know...)

6. Kitaplar ve dergiler

"Yani Meriç sen de, kitap almanın nesi guilty pleasure, ne güzel bir alışkanlık işte" mırıldanmalarını duyar gibiyim. Fakat dostlar durum farklı. Kitap bitirme hızım ile satın alma hızım arasındaki uçurum yükseklik korkusu olanların uzak durması gereken cinsten. 1 kitap bitirdiğim süre içerisinde en az 7-8 yeni kitap giriyor haneye. Bu "eskisi gibi okuyamama" konusunda da çok dertliyim ayrıca. Ama araştırmamı yaptım, sebeplerini buldum, yeri gelmişken anlatayım: Beynimiz televizyon, bilgisayar ve telefonlarımızdan gelen ani, hızlı ve sürekli yenilenen bilgi akışına öyle alışıyor ki; kitap okurken sağdan soldan pop-up çıkmayan, reklam girmeyen, ya da yan sekmede agar.io oynayamadığınız düz ve hareketsiz bir sayfaya baktığınız için, beyninizin alışmış olduğu ani dopamin ihtiyacı karşılanmıyor. Bu yüzden de siz kitap okurken bir iki cümle okuyup "Dur bakayım Instagram'da yeni bir şey var mı" dediğiniz anda, kaybediyorsunuz. Sonra işte kendinizi Youtube'da alakasız bir video izlerken, ya da internetin derinliklerinde "Bir zamanlar sevgili olduğuna inanmayacağınız 12 Hollywood ismi" başlıklarına tıklarken buluyorsunuz. Neyse ki bu çözümsüz bir sorun değil, yaklaşık 1 hafta boyunca günde 1 saat telefon, tablet, televizyon ve bilgisayardan uzakta kitap okumayı başardığınızda, beyniniz eski haline dönüp kitap okumaya  eskisi gibi odaklanmayı başarıyor. Tabii bu teknoloji detoksunu yapmak çok da kolay değil. Ben şimdilik kendimi bu fikre alıştırma aşamasındayım, yakında da ciddi olarak o 1 saati hayatıma geri kazandırmak üzere ilk adımı atacağım.

7. Renklere göre düzenleme

Bonibon, Skittles, Jelibon ya da M&M's yiyorsam, o paket açılır, tane tane bütün muhteviyat masanın üzerine dökülür ve renklerine göre ayrılır, sonra da ruh halime göre hangi renkten başlamak istiyorsam o şekilde bu atıştırmalıkların keyfi sürülür. Sadece bu kadar değil, kalemlere olan düşkünlüğümden bahsetmiştim ya, heh, kendimi bildim bileli kalemlerim ve boyalarım renk sırasına göre durur: beyaz-sarı-turuncu-kırmızı-pembe-mor-yeşil-mavi-kahverengi-gri-siyah. Renklere göre düzenleme çılgınlığı burada da bitmiyor, bütün kitaplarım önce konularına göre, sonra da renklerine göre dizilmiş durumdalar. OCD boyutunda değil durum, yani  iki mavi kitabın arasında bir kırmızı kitap duruyorsa ya da dışarıda karışık sırayla Bonibon yiyen birini görürsem gece uykum kaçmıyor. Fakat eğer fırsatım varsa bir şeyleri böyle renk renk ayırmaktan büyük keyif alıyorum.

*

Ah Eylül ah, mutlu musun bak?! Bütün kirli çamaşırlar ortaya döküldü... Şaka bir yana, yazdıkça aklıma daha da fazlası geldi ama siz sevgili okurlarımı daha fazla korkutmak istemedim hehehe. Şimdi sıra sizde! Ortak noktalarımız var mı? Peki sizin guilty pleasure'larınız neler? Hadi siz de bu mime ortak olun! Yorumlarınızı ve yazılarınızı heyecanla bekliyorum!

Sevgiler,

You Might Also Like

8 yorum

  1. Hahaha tam da survivor izlerken görmem bunu :D baya güldüm okurken, eline sağlık.

    YanıtlaSil
  2. ben de bu yil survivor'a bi ara asiri sarmistim! tam bi guilty pleasure olmustu neyse ki biraz biraktim bu ara :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok tehlikeli alışkanlıklar bunlar... :D

      Sil
  3. Heheh vallahi mutluyum canım, çoook eğlendim okurken, senin gibi özel bir deliyi tanımaktan da bir kez daha mutlu oldum! :) Online shopping ile hayal kurmak, sepet doldurmak, alacakmış gibi ince ince seçmek ne büyük keyiftir cidden. Sonra ''kötü Tv'' izlemek senin deyiminle :) Sanırım bunu da kafamızı boşaltmak ve hafiflemek için yapıyoruz, cidden bir ihtiyaç bu düşünce gerektirmeyen izlemeler. Bir gün seninle Krispy Kreme yerken, gayet basit ve eğlencelik şeyler izleme hayalim doğdu bak. Yazıya eşlik etmişsin, misler gibi yazmışsın canım Meriç'im, bütün guilty pleasure'larına sağlık, cheers! :) <3

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ooo bu hayali çok sevdim, patlamış mısır da patlatalım ama olur mu? :) Cheers!

      Sil
  4. Yanıtlar
    1. Hihihihi ama öyle daha güzel oluyor, gerçekten... :p

      Sil

Yorumlarınız değerli, haydi sohbete katılın!

We Have A Rule

We Have A Rule

Yasal Uyarı

Bu sitedeki tüm metin ve görseller, telif hakkı yasası ile korunmaktadır. İzinsiz ve kaynak göstermeden kullanımı, yasanın ihlali sebebi ile kullanan kişi hakkında yasal işlem başlatma sebebi sayılır.

Twitter

Subscribe