Meşgul Blogger: Yoğun Bir Dönemden Geçerken Blogu Boş Bırakmama Taktikleri

Cuma, Şubat 12, 2016


Az çok böyle olacağını tahmin etmiş miydim? Evet.

Başa saralım: Düğüne birkaç ay kalmış ve ev baştan aşağı tadilattayken yepyeni bir bloga başlamak biraz Don Kişotluktu, bunu kabul ediyorum. Geçtiğimiz 2 haftaya kadar bu yoğun tempoya rağmen istediğim sıklıkta yazı paylaşabiliyordum. Şu son 15 gün öyle bir hızla geçti ki şu an aklımdaki takvim inatla Ocak ayının 30'unu gösterirken masa takvimi 12 Şubat'ı gösteriyor ve ben şaşkınım. Tabii bir anda durumu fark edince, yeni yıl kararlarında bahsettiğim gibi haftada en az 2 yazı paylaşma hedefinden uzaklaşmamak için neler yapabilirim diye düşünmeye başladım:

Ne yapsam peki, hakkında yazmayı planladığım mekanlardan birine mi gitsem? Sabah 10:00'da geleceğini söyleyen usta, her saat başı telefonda "birazdan geliyorum" deyip saat 17:10 sularında geldiğinde ve siz evde saatlerce onu beklediğinizde bir yerler gezip yazmaya vaktiniz olmuyor.

Yeni bir tarif deneyip paylaşsam? Mutfak tadilatta, buzdolabı, bulaşık makinesi ve -daha önemlisi- su tesisatı yokken pek mümkün görünmüyor.

OOTD yazıları, ne severim ne severim! Giydikleriyle bana ilham veren o kadar çok blogger var ki (Rebecca gibi), bazen sadece bakarak bile enerji bulduğum... Aynı şeyi yapmanın tadı da başka, başka da... Klasik bir eşofman, bol bir tişört ve kalın bir polar ile Adidas virali gibi dolaştığım şu günlerde o da pek iç açıcı bir seçenek değil.

Eee, nedir o zaman ne yapacağım? Blogun hızını kesmek en son istediğim şeylerden biriyken azıcık vaktim olsun diye bekleyecek değildim, ben de dedim ki, bari bu durumu yazayım! İşte "hayaaat beni ned-den yoruyo'sunn" anlarında blogunuzu boş bırakmamak için birkaç öneri! 

(Çünkü hangimiz meşgul değiliz ki?)

Beklemek o kadar da kötü bir şey olmayabilir
Hayat bu kadar hızlıyken bir şeyler yaratmak normalde olduğundan daha zorlayıcı olabilir. Hele bir de blog yazılarınızın görsellerini kendiniz üretiyorsanız. Bu bazen şipşak halledilecek bir şey gibi  görünse de (örneğin bir ürünü fotoğraflamak), eğer evden sabahın erken saatlerinde çıkıp akşam geç sayılabilecek bir saatte dönüyorsanız günlerce ertelenebilir... Böyle iyi bir konuyu kötü görsellere ve yetersiz içerikle ziyan ederek meeeh bir yazı paylaşmaktansa içinize sinen içeriği hazırlayacak vaktinizin olmasını beklemek daha mantıklı görünüyor. Bu durumda blog boş mu kalacak peki? Tabii ki hayır, kısa ve keyifli paylaşımlar böyle dönemler için biçilmiş kaftan! Ortalama bir insanın bir blog yazısına 10 dakikadan fazla zaman ayırmak istemediğini göz önünde bulundurursak, bu çok da korkunç bir şey değil. Peki nasıl olur bu tarz paylaşımlar?

  • Sevdiğiniz bir yazar/şair/müzisyen ya da aynı şekilde kitap/albüm/film hakkında ufak bir derleme, hikaye ya da sizi etkilemiş herhangi bir detay
  • Son zamanlarda dilinizden düşürmediğiniz bir şarkı
  • Bu yoğunluk bittikten sonra yapmak istedikleriniz listesi (çünkü herkes listeleri sever!). 
  • "Al benden de o kadar" dediğiniz alıntılar
  • Eski postlarınızdan bir potpuri
  • Hayali bir seyahat, aktivite ya da alışveriş hakkında hayal gücü çalıştıran birkaç paragraf
  • Bu ara almayı planladığınız bir şeyin neden bu kadar müthiş olduğu hakkında birkaç cümle
Böylece daha uzun ve detaylı paylaşımlarınız için zaman kazanırken hem blogunuz hayalet kasabaya dönüşmez hem de bu tarz kısa ve tatlı yazıları okumak oldukça keyiflidir. Yani, en azından ben sevdiğim bloggerların o sıra dillerine dolanmış olan şarkıları paylaşmasını seviyorum!

Zamanın ötesinde olun -ya da- Yazılarınızı önceden yazın
Marty McFly kadar şanslı değilseniz zaman sizin için de birçoğumuz için olduğu gibi lineer bir çizgide ilerliyor demektir. Bu durumda bugünün işini yarına bırakmamaktan da öteye geçip, önümüzdeki haftanın işini bugünden yapmanın faydalarını ne kadar erken fark etsek kardır! Benim de sık sık yaptığım bir şey olan önceden yazı hazırlayıp taslaklara bırakmak, çoğu zaman kurtarıcı oluyor. Bütün hafta çılgınca koşturdunuz diyelim, pazar sabahı da 2 saatlik harika bir boşluğunuz oldu. Aklınızdaki 3-4 paylaşımı arka arkaya yazıp bir sonraki hafta paylaşmak üzere sıraya koyabilirsiniz. Bu şekilde yazınca "teşekkürler Captain Obvious" niteliğinde bir öneri gibi göründüğünün farkındayım ama yapmayı düşünmek ve yapmak çok farklı şeyler. Üretken olduğunuz bir zaman bulduğunuzda onu kaçırmayın! Tahmin ettiğinizden daha çok işinize yarayacak.

Aklınıza gelen fikirleri mutlaka kaydedin
Blog yazarken en sevdiğim şeylerden biri fikir biriktirmek! Aklıma gelen yazı konularını hemen taslaklara kaydediyorum ve daha sonra fırsatını bulduğumda onları yazıya çeviriyorum. Şu an taslaklar klasörümde yüzlerce başlık var, yavaş yavaş hayata geçiyorlar. Bu şekilde o an vaktiniz olmasa bile fikirlerinizin uçup gitmesini engelliyorsunuz ve daha üretken olabildiğiniz anlar için ön hazırlığınızı yapmış oluyorsunuz.

*

Günleriniz ve saatleriniz ağzına dek doluyken bir blogu aktif tutmak zor görünebilir, ama imkansız değil. Yani, en azından eğer gerçekten blogunuzu yaşayan bir varlık gibi seviyorsanız (bir nevi sanal bebek değil mi sizce de?!) Onu beslemeli, sevmeli ve yaşatmalıyız (hehe). Bu önerilerin şu an kendi durumumda işe yaradığını bildiğimden, sizin de işinize yarabileceğini düşünüyorum! Peki sizin de bu konuda önerileriniz var mı? Ne sıklıkta güncelliyorsunuz blogunuzu?

Sevgiler




You Might Also Like

8 yorum

  1. Merhaba, çok sevdim bu yazıyı çünkü fotograf cekme ve içerik üretme konusunda zaman yetmediğinde, post periyodları acıldığında hissettiğim aynen bu yöndeydi. İnsanın blogu olunca ve ondan istemeden uzaklaşınca o kadar üzülüyor ki, bunu sadece bizler anlarız tabi ☺

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bloggerın halinden blogger anlıyor değil mi! Yazıların arası açılınca bir de kızıyor insan kendine! Bir de mesela verimli geçen bir haftanın ardından hissedilen huzur ve gurur var ki o da tadından yenmiyor :)

      Sil
  2. Sanal bebek benzetmesi cok yerinde olmus :)

    Ben de ayni hisleri paylasiyorum, bir yandan calisip veya baska isler yurutup bir yandan blogu surdurmek cidden emek istiyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi ama, tam olarak hissettiğim bu, yeni çağın sanal bebekleri bloglar :)

      Sil
  3. Ne kadar içten ve faydalı bir yazı olmuş bu. Şimdi kendi bilgisayarımda değilim o yüzden anonim olarak geldim ama yorum yapmadan da geçemedim yani! Eline sağlık Meriç, şöyle işe yarar şeyler, dediğin gibi ilham veren öneriler paylaşılan blogların sayısı bu kadar azalmışken burayı okumak çok keyifli ve doyurucu geliyor. Sevgiler ve selamlar,
    Nazlı

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim bu şahane sözler için, sevgiler :)

      Sil
  4. Çok net tespitler ve harika çözümler. Gün ışığında fotoğraf çekme takıntısı sebebi ile yoğun bir haftasonunu hiç bir şey yapmadan geçirince hüzünleniyorum bildiğin. Sanal bebek benzetmesi de çok iyi hehehe beslemeliyiz kesinlikle. Arada ilham aldıklarımla da boş bırakmamaya çalışıyorum. O kadar çok konu var ki değinecek, sonsuz bir paylaşım platformu.

    Harika bir hafta diliyorum şimdiden Meriç'cim :) !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah sorma, hele kışın gün ışığını kovalamak resmen plan program istiyor! Ama sanal bebeklerimizi de ihmal edecek değiliz değil mi, onların da sanal da olsa bir karakteri, bir hayatı var sonuçta :)
      Sana da çook güzel haftalar!

      Sil

Yorumlarınız değerli, haydi sohbete katılın!

We Have A Rule

We Have A Rule

Yasal Uyarı

Bu sitedeki tüm metin ve görseller, telif hakkı yasası ile korunmaktadır. İzinsiz ve kaynak göstermeden kullanımı, yasanın ihlali sebebi ile kullanan kişi hakkında yasal işlem başlatma sebebi sayılır.

Twitter

Subscribe